UNUTULMAYAN KAMERAMAN

MAHİR RAMAN

Gerillayı, dışarıdan bakan bir kişinin değerlendirmesi farklı, içinde kalarak değerlendirmek farklı oluyor. Dışarıdan bakanlara ‘gerillayı yaşamadan anlayamazsın’ deriz, içerden bakanlara ise ‘gerilla yaşamı artık senin için normalleşmiş’ deriz. Çoğu kez gerilla saflarında yürüttüğümüz mücadelenin dünyada, bölgede ve düşmanda nasıl etkiler yarattığını, hatta varlığımızın bile tek başına nelere kadir olduğunu unuturuz. Kadir kıymetimizi bilmeyiz, onurlu yaşayarak Önderliğe, halka ne kadar güç verdiğimizi ve yalanlarla dolu yaşamı reddedip düşmanlarımızın olduğunu bilerek onlara karşı silahlanmanın ne kadar kutsal olduğunu unuturuz.

Gerillanın içinde yıllarca kalmamıza rağmen halen yeni katılmış gibi bir heyecanı ve yıllanmış tecrübenin oluşturduğu erdemli olma hissiyatını Şehit Halil Dağ sayesinde yaşadık. Konuşma, sohbet etme, tartışma, iş yapma, öneri yapma, plan-proje geliştirmenin ana gündem maddesi Gerilla idi. Pek tanımayan birinin ilk aklına gelen ‘işte basıncılık görevini yapıyor’ demesi Halil’i anlatmak için tabi ki yetersiz kalıyor. ‘Titizlikle yapıyor, ruhunu, canını ortaya koyarak yapıyor, profesyonelce yapıyor’ demek belki onun döktüğü teri, beyin patlatırcasına yoğunlaştığı emeği tanımlar.

Günümüz gerillacılığını yansıtmaya çalışan onlarca basın emekçisi, Halil’in rüzgarından az da olsa etkilenmiştir. Sürekli olarak onu anar, onu konuşur, onu uygulamaya çalışır. Bunlar Halil’e yapılan övgüler değil, tamamen olması gereken gerilla basıncılığını ifade ediyor. Unutulmamasının nedenlerinden bir tanesi ilkleri gerçekleştirmesidir. Gerillanın ilk filmini çekenlerdendir. Diğer unutulmama nedeni ise, medya iletişim faaliyetinin son dakikaya mahkum edildiği günümüzde birilerine bir şey yetiştirmek gibi bir yanılgıya girmeden hafızalara kazınan gerilla programları yapmasıdır. Son olarak da bu kadar yıl geçmesine, bu kadar gerillanın gündemini yansıtan çalışmalar yapılmasına rağmen, dönüp dolaşıp tekrardan öze dönercesine onun çalışma yönteminin ve performansının olmasını istiyoruz. Bir gerilla basın emekçisinin olay mahalinde, pratikte, yaşamda hazır olmasını, olağan ya da olağanüstü anları kayda alan, okuyan, yazan, tarihi anları resimleyen ve etkileyici anlatarak çalışmasını milyonlara mal eden bir performansı geliştirmesini istiyoruz. Aslında Halilleşmesini istiyoruz, dillendirmesek de.

ARGK ve HPG’nin, Kürdistan özgürlük ordusunun neferlerinden olan birçok farklı ve ilginç gördüğü gerilla yoldaşımızı kaleme alırken, fotoğraflarken bu ordunun rengarenk bir yapısı, sürekli değişen ve yenilenen bir yapısı olduğunu anlatmaya çalıştı. Sadece ‘Acaba çekeceğim bu görüntüyü nerede kullanabilirim’ diye işe başlayan birçok basıncının ürünü kitlelerde etki yapmıyorsa, bunun nedeni yaşamın doğal ahengi ve akışından kopuk olmasıdır. Yirmi dört saat içinde olduğu bir yaşamda rol yapmaya gerek olmamalı. Amatörlük ve basit bakış açısı, gerilik değil özlü olmanın kendisidir.

Halil yoldaşı anlatırken daha çok yaptığı iş ile değerlendirmemizin nedeni, gerilla saflarına adım atmadan önce de, Önder APO ile tanışma ve gördüğü eğitim sürecinde de kameraman olmasındandır. Dikkat edilirse işini değil aslında Halil’in kişiliğini, mücadeleye katılım biçimini, gelecek kuşaklara örnek olan öncü karakterini anladığımız kadarıyla aktarıyoruz.

Halil’in gerillaya olan sevgisi ve her gün onu yeni bir heyecanla yaptığı çalışmalara sevk eden gerilla aşkı, Önder APO’ya olan bağlılığı ve gerillaların, Önderliğin fikirlerini ter kan içinde uygulamaya çalışanlar olduğunu bildiğindendir.

Bu anlatımlardan Halil Dağ yoldaşın hem sanki Avrupa’dan gerilla programı yapmaya gelen bir gazeteci olduğu hem de yıllardır gerilla içinde olup elindeki küçük kamerasıyla çekimler yapan bir gerilla olduğu anlaşılabilir. Her ikisi de doğru. Halil’in gözü derken, Halil’in bakış açısı derken bu iki yaklaşımın birleşmesi ve zaferi olarak bakabiliriz.

Belki çoğu kez artık vazgeçilmez mesleği haline gelen basın faaliyetinin gölgesinde kalan örgütsel kadro duruşu ve yöneticilik vasıfları, Halil yoldaşta savaş tarihimiz süresi boyunca olgunlaştı ve ürün vermeye başladı.

Ağır savaş koşullarında, özgürlük fikrini hayatta kalarak canavarlara rağmen insanlara ulaştırma mücadelesi, extra bir iş yapmak kadar zordur. Toprağa düşen yiğit kadın ve erkeklerin kanayan gerçeği gözleri önündeyken Halil’den kendi işiyle alakalı konuşmasını beklemezsiniz. Birçoğumuz onun herkesten büyük ve herkesten daha ağır olan çantasından bahsetse de, yırtılmış siyah yeleği ve lastikli gözlüğünden bahsetse de, Botan Behdinan ve Zagroslarda basılmadık toprak parçası bırakmadı desek de, O hep kendini eksik gördü ve hep bir kovalamaca edasıyla çalışmalarını yürüttü.

Şimdi dünyaya meydan okurcasına, inadına, arkadaşlığı ve yoldaşlığı, dostluğu ve bağlılığı insanlara aşılayan PKK Hareketi içindeyiz. Özgür, Adil ve Eşit bir yaşamın nasıl olduğunu, nasıl yaratıldığını öğrenmeye ve öğretmeye çalışıyoruz. Bunu yaparken örnek alacağımız yüzlerce binlerce değerimiz var. Bu değerlerden bir tanesi, Halil Dağ yoldaşımızdır. Sağlam temeller üzerinde büyüyen, yeniliklere kucak açarken kendini kaybetmeyen Halil yoldaş, yaşamdaki ve çalışmadaki ilkelerine çok sıkı bağlandı, kendini çok iyi disipline etti ve etkili programlar çekerek düşmanın gözünde gerilla yaşamının en büyük propagandacısı oldu.

Halen de yoldaşlığı ve üretkenliğiyle eksikliğini hissettiriyor. Bu acımız, yeni basın kuşağının onu örnek alması ve onun çalışma tarzının gerilla basıncılığında temel ilkeleri belirlemesiyle azalacaktır. Halil eğer hep durmak bilmeyen bir çaba ile çalıştıysa, her gün gençlerin beyinlerini zehirleyen kapitalist düşünceye karşı sosyalist düşünceyi yaymak istemesindendir. Zaten bunu dert etmeyen birinin bu denli soluksuz çalışması beklenemez. Gerillanın nasıl savaştığını değil nasıl yaşadığını işlemek, en büyük sosyalist çalışmadır.

Halil, keyfiyetin ve popülist kişiliğin düşmanı, çalışkan ve mütevazı bireyin sembolüdür, temsilidir. Önderlik aşığı ve gerilla aşığıydı. Bu aşkın acısını çok çekti, özlemini çok duydu. Ama bence şehit düştüğü Botan coğrafyasına gitmeden önce, hayattaki doyumuna ulaşmıştı. Ferhat, Nuda ve Adil gibi gerillaların gönüllerine yerleşen arkadaş canlısı bu komutanlarla birlikte toprağa düşerken gerilla yoldaşlarına ‘merak etmeyin, sizi çekmenin en büyük iş olduğunu kavrattığım gençler yetiştirdim’ dedi. Kendisinden sonra gelecek basıncılara ise, ‘size yarım kalan iş devretmedim, aralıksız çalışma devrettim’ dedi.